“KARA KLAN” NEDİR?
Yaşadığımız dünyada küçük ya da büyük her toplumun barış ve huzurunu tehdit eden önemli bir sorun vardır: Ahlaki dejenerasyon. Bir başka deyişle, insanların iyi, doğru, dürüst, bağışlayıcı, adaletli, merhametli, namuslu olmak gibi ahlaki erdemleri terk etmeleri, "ahlak dışı" olmayı kendilerine bir yaşam felsefesi haline getirmeleri. Temelinde bencillik, aç gözlülük, acımasızlık, umursamazlık gibi hastalıkların yattığı bu sorunun nasıl çözüleceği ise, 21. yüzyılın en önemli meselelerinden birini oluşturmaktadır.
Ahlaki dejenerasyon, başta gençler olmak üzere tüm toplumu büyük bir çöküntünün içine itmektedir. Aslında pek çok insan -çözümünü bulamasa da- bu sorunun varlığının farkındadır. Hemen her ülkede ahlakın önemli bir kaynağı olarak görülen "aile değerleri" savunulmakta ve dejenerasyondan en çok etkilenen kesim olan gençleri korumak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunulmaktadır. Eğitim projeleri, düzenlenen seminerler, bizzat devlet eliyle ya da çeşitli sivil toplum kuruluşları aracılığıyla başlatılan kampanyalar, bu ahlaki çöküşün önünü almayı hedeflemektedir. Ancak bu girişimler çoğu zaman kalıcı bir sonuç vermemekte, ahlaki çöküş her geçen gün daha da büyük bir hız kazanmaktadır. Çünkü çözümler yanlış yerlerde aranmakta, girişimler kısır bir döngü içinde kalmaktadır.
Bu kısır döngünün en önemli nedeni, ahlaki dejenerasyonla mücadele etmek adına yola çıkan kişi ya da grupların söz konusu dejenerasyonu destekleyen ve yönlendiren organize hareket hakkında gerçekçi bir bilgiye sahip olmamalarıdır. Ahlaki dejenerasyon çoğu kişi tarafından, toplumun içinde bulunduğu kötü koşulların sonucunda ortaya çıkan kaçınılmaz bir olgu olarak kabullenilmektedir. Bu kabul, doğruluk payı içermekle birlikte dejenerasyonun nedenleri ve çözümleri ile ilgili net bir tablo ortaya koyamamaktadır. Çünkü bu yaklaşımla çok önemli bir gerçek göz ardı edilmekte, toplumsal çöküntü kendi kendine ortaya çıkan bir durum gibi düşünülmektedir. Oysa, dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan ahlaki dejenerasyon, son derece kapsamlı ve girift ilişkilerle kurulmuş, karanlık bağlarla birbirine bağlanmış büyük bir "sosyal sınıf" tarafından bilinçli bir biçimde desteklenmekte ve yönlendirilmektedir. Tüm propaganda araçlarını yoğun biçimde kullanan bu sınıf, özellikle din ahlakının yaşanmadığı, manevi değerlerin zayıf olduğu toplumlarda etkin olmakta ve hatta devlet kadrolarına dahi sızabilmektedir. (Latin Amerika ülkeleri bu durumun çarpıcı bir örneğidir.)
Bu büyük sosyal sınıf, birbiriyle çıkar ilişkisi bulunan, her milletten, her dilden ve her meslekten yüzlerce hatta binlerce kişiyi bünyesinde barındırmaktadır. Aralarında kurdukları illegal veya ahlak dışı menfaat ilişkileri, dini değerlere ve din ahlakına karşı duydukları düşmanlık, paylaştıkları sapkın felsefe ve yaşam biçimleri bu sınıfın ortak yönlerini oluşturur. Aslında bu büyük kitleyi dünyanın dört bir yanına dağılmış bir "klan"a benzetmek mümkündür. Tarihin geçmiş dönemlerinde ve halen bazı Afrika toplumlarında tek bir toteme bağlı olan büyük insan gruplarını tanımlamak için kullanılan bu kavram, modern toplumlardaki ahlaki çöküşün öncülüğünü yapan bu kitleyi de çok iyi tanımlamaktadır.
Yazının devamını okumak için:
http://karaklan.com/kara-klan-nedir.html