Bu bir reklamdýr.




Þirk Nedir?


Google Reklamlarý




Þirk Nedir? ile ilgili benzer olabilecek konular...

Þirk Nedir? hakkýnda arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayý bulmak için Google`da þu aramalarý yaptýlar.
Siz de; bir dahaki geliþinizde, bu aramalarý yaparak, bu sayfayý kolaylýkla bulabilirsiniz.

þirkin nedir - sirke nedir - þirk nedir ile ilgili slaytlar - þirk nedir örnek - þirk nedir örnekler - ŞİRK NEDİR - þirk nedir - þirk nedir ve örnekleri - þirk nedir kýsa - ÞÝRK NEDÝR - ÅŸirknedir - ÅŸirk nedir - SÝRK NEDÝR

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


13 Ocak 2009, 10:41:32
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11364
Su testisi taþýyan adamý takip edin!



















ÞÝRK NEDÝR?

Þirk, kelime manasý olarak "ortaklýk" demektir. Þirk terimi, Türkçe Kuran meallerinde, yer yer Allah'a "eþ koþmak", "ortak koþmak" olarak da tercüme edilmiþtir.

Kuran'da þirk, herhangi birþeyi veya herhangi bir kimseyi ya da herhangi bir kavramý, deðerlendirme, tercih etme ya da ona önem ve kýymet verme veya onu üstün tutma bakýmýndan Allah'la eþit veya daha ileri bir düzeyde görmek ve bu çarpýk bakýþ açýsýyla hareket etmek anlamýnda kullanýlýr. Kuran'da bu tutum Allah'tan baþka Ýlah edinmek olarak tanýmlanýr.

Kuran'ýn temel mesajý ise Allah'tan baþka ilah olmadýðýdýr. Bu mesaj, Kuran'da "La ilahe illAllah" hükmü ile haber verilir. Bu ifade Kuran'da pek çok kereler önemle tekrarlanýr ve imanýn önemli bir þartý olarak vurgulanýr. Yalnýz bu noktanýn Müslümanlar tarafýndan çok iyi kavranýlmasý ve derinlemesine düþünülmesi gerekir. Zira Allah'ýn tek güç ve kudret sahibi olduðu, tek Ýlah olduðu çok kesin bir gerçektir, fakat bu gerçeði yalnýzca zahir manasýyla deðerlendirmek büyük yanlýþ olur. Kuran'a baktýðýmýzda, bu temel gerçeðin aksine bir inanç, tutum ve davranýþýn þirk olduðunu görürüz. Bu nedenle þirki en genel anlamda, "La ilahe illAllah" gerçeðinin dýþýnda, Allah'tan baþka "güç ve kudret sahipleri", "ilahlar" olduðu gibi yanlýþ bir tavýr ve anlayýþa saplanmak þeklinde tanýmlayabiliriz.

Burada ilah teriminin ne anlama geldiðini bilmek elbette konunun özünü anlamak açýsýndan oldukça önemlidir. Bizim için önemli ve geçerli olan taným Kuran'da tarif edilendir. Kuran'da Allah bize Kendisi'ni birçok sýfatýyla tanýtmýþ ve baþka ilah olmadýðýný bildirmiþtir. Buradan da anlaþýlmaktadýr ki ilah, Allah'ýn Kuran'da bildirilen bu sýfat ve özelliklerine sahip olan varlýktýr. Dolayýsýyla yegane ilah Allah'týr. Allah'ýn sýfatlarýna sahip olan baþka hiçbir varlýk yoktur ve olamaz. Bu yüzden Allah'ýn herhangi bir sýfatýna baþkasýnýn sahip olduðunu iddia etmek "Allah'tan baþka ilahlar edinmek", diðer deyimle "þirk koþmak" anlamýna gelir.

Burada ince bir ayrýmý belirtmek yerinde olacaktýr. Örneðin, Allah'ýn sýfatlarýndan biri olan "Gani" yani "Zengin" terimi insanlar için de kullanýlýr. Elbette bu vasfý kullanmanýn, bu kiþinin mali durumunu tarif etmek açýsýndan hiçbir sakýncasý yoktur. Ancak, þirke yol açan durum bu zenginliðin kiþinin kendisinden kaynaklandýðýný zannetmektir. Durum böyle olunca zenginliðin gerçek sahibinin Allah olduðu unutulur. Bu kiþinin sahip olduðu herþeyi ona Allah'ýn verdiði, Allah'ýn Gani sýfatýyla bu kiþide tecelli ettiði, verdiði herþeyi dilerse bir anda geri alabileceði göz ardý edilmiþ olur. Dolayýsýyla Allah'tan baþka herkesin mutlak fakir ve aciz olduðu, ancak dilediði kullarý üzerinde dilediði sýfatlarýyla tecelli edebileceði düþünülmemiþ olur. Bunun sonucunda o kiþi sahip olduðu mal, mülk ve zenginliðin gerçek sahibi zannedilerek, onun kendiliðinden böyle bir sýfata sahip olduðu, zenginliðinin kendisinden kaynaklandýðý sanýlýr. Bu çok cahilce bir yaklaþýmdýr ve þirke yol açabilir. Çünkü bu bakýþ açýsýyla hareket edildiðinde Allah tamamen unutulur ve o kiþiye hakký olmayan bir ilahlýk vasfý verilmiþ olur.

Doðru olan tavýr ise zenginliðin asýl sahibinin Allah olduðunu bilmek, O'nun göklerin ve yerin mülkünün tek hakimi olduðunu takdir etmek ve insana verdiði bu zenginliði Allah'ýn dilediði anda alabileceðinin de bilincinde olmaktýr. Zenginlik verilen kiþiyi deðerlendirirken de onun zengin ya da fakir olmasý önemli olmamalý, onun Allah'ýn bir kulu olduðu düþünülmelidir. Örneðin bu kiþinin aile üyeleri malýn asýl sahibi olarak onu görürlerse, yalnýzca ondan medet umarlarsa, malýn esas malikinin Allah olduðunu unuturlarsa bu çok yanlýþ bir bakýþ açýsý olur. Ayný þekilde bu kiþinin yanýnda çalýþan insanlar da kendilerini yediren ve içirenin, barýndýranýn Allah olduðunu unutmamalýdýrlar. Allah'ý unutup, patronlarýný müstakil bir güç olarak deðerlendirirlerse bu çok büyük bir akýlsýzlýk olur. Nitekim bu gerçek insanlara Kuran'da þöyle bildirilmiþtir:

"...Gerçek þu ki, sizin Allah'tan baþka taptýklarýnýz, size rýzýk vermeye güç yetiremezler; öyleyse rýzký Allah'ýn Katýnda arayýn, O'na kulluk edin ve O'na þükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz." (Ankebut Suresi, 17)

Bütün bunlarýn yanýsýra Kuran'da Allah'tan baþka güç ve kuvvet sahibi olmadýðý bildirilir. (Kehf Suresi, 39) Allah'ýn yarattýðý varlýklarýn sahip olduklarý gibi görünen güç ve kuvvet ise gerçekte Allah'a ait olan sonsuz gücün onlardaki bir yansýmasýdýr. Allah dilediði anda bu gücü kendilerinden geri alabilir. Bu nedenle bir kimseyi, Allah'ýn kendisine bu dünyada geçici olarak ve imtihan için verdiði güç ve kudret nedeniyle gözde büyütmek, ona hayran olmak, bu gücü ona aitmiþ gibi görmek bir nevi onu ilahlaþtýrmak olur. Gerçekte büyük görülmesi, hayran olunmasý, kendisinden medet umulmasý gereken yegane mutlak güç Allah'týr. Bu gerçek Kuran'da þöyle bildirilir:

"Onlar, Allah'ýn kadrini hakkýyla takdir edemediler. Þüphesiz Allah, güç sahibidir, Azizdir." (Hac Suresi, 74)

Ayný mantýk Allah'ýn yarattýklarýnda tecelli eden, yani yansýyan diðer tüm sýfatlarý için de geçerlidir. Bunlarý deðerlendirirken de bu sýfatlarýn asýl sahibinin Allah olduðunu bilmek, insanlarda görülenin yalnýzca bir tecelli olduðunu idrak etmek gerekir.

Þirkin çýkýþ noktasý: "Benlik verme"

Þirk kavramýnýn temelinde Allah'ýn yarattýklarýna "benlik verme", yani etrafýndaki kiþilere ve eþyalara Allah'tan baðýmsýz, müstakil varlýklarmýþ gözüyle bakma gibi çarpýk bir yaklaþým bulunmaktadýr. Bu yanlýþ bakýþ açýsýna göre hem Allah'ýn sahip olduðu zenginlik, güzellik, güç ve ihtiþam vardýr hem de insanlarýn. Yani insanlar da müstakil olarak bu þekilde zenginliðe, güce, ihtiþama sahiptirler. Ancak bir kimseye veya bir eþyaya bu gözle bakmak, onun sahip olduðu özellikleri kendisinden bilmek, bu özelliklerin onda baðýmsýz ve mutlak olarak var olduðunu sanmak, bundan dolayý o kiþiye deðer vermek ya da ondan korkmak ona benlik vermek demektir.

Bu çarpýk bakýþ açýsý þirkin çýkýþ noktasýný oluþturur. Ýlerleyen bölümlerde de inceleyeceðimiz gibi her türlü þirk çeþidinin, müþrik tavrýnýn ardýnda bu benlik verme yanýlgýsý vardýr. Oysa samimi bir mümin önce imanýný "muvahhid", yani Allah'ý birleyen, O'na hiçbir þeyi þirk koþmayan bir temel üzerine kurmalýdýr. Bunun için de herkesin ve herþeyin, varlýklarýný Allah'a borçlu olduðunu her an hatýrlamasý gereklidir. Onlar Allah'ýn dilemesiyle var olmuþlardýr. Varlýklarýný Allah ayakta tutmaktadýr ve dilediði an dilediðini yok edip ortadan kaldýrabilir. Ayrýca herkese ve herþeye sahip olduklarý tüm özellikleri veren de yine Allah'týr.

Güç, imkan, zeka, güzellik, þöhret, makam hepsi Allah'ýn dilemesiyle olan özelliklerdir. Allah dilediði anda bunlarý kiþinin elinden alabilir. Bu, Allah'a göre çok kolaydýr. Allah her yerde ve herkeste deðiþik þekillerde tecelli eder. Ýnsanlar çevrelerinde hep bu tecellileri seyrederler. Allah'a iman eden bir insanýn, hiçbir þeyin Allah'tan baðýmsýz müstakil bir varlýðý olmadýðýný bu þekilde kalbine iyice yerleþtirmesi gereklidir. Ancak bu gerçeðe uygun bir inanç, düþünce ve davranýþ biçimi içerisinde bulunduðunda þirke düþmekten kendini kurtarabilir.

Þirk koþanlarýn geçersiz mazeretleri

Þirk, tevhid, kulluk, ibadet gibi kavramlarýn gerçek anlamlarýný en güzel ve en doðru olarak öðrenebileceðimiz kaynak Kuran'dýr. Bu nedenle, her konuda yalnýzca Allah'ý Ýlah edinen bir tavýr ve anlayýþa, inanç ve davranýþa sahip olabilmek ve þirkten korunabilmek, ancak ve ancak Kuran'ý okuyup anlamakla ve ona eksiksiz bir biçimde uymaya çalýþmakla gerçekleþir. Dolayýsýyla, kiþinin iman ettiði ve Kuran'ýn hak olduðunu bildiði halde inanç, düþünce, ahlak anlayýþý, yaþam tarzý ve deðer yargýlarý bakýmýndan Allah'ýn Kuran'da bildirdiði ölçülerden ve mutlak doðrulardan farklý kýstaslar edinmesi ve hayatýný bu yanlýþ kýstaslara göre düzenlemesi büyük bir hata olur. Ayný þekilde Allah'ýn emirleri yerine baþka seçenekleri tercih etmesi, çeþitli gerekçeler öne sürerek Allah'ýn hükümlerini terk etmesi de þirke sebep olur.

Bu konuda insan hangi gerekçeyi öne sürerse sürsün geçerli olmaz. Örneðin bir kimsenin hoþnutluðunu Allah'ýn hoþnutluðuna tercih etmek, Allah'ý razý etmek yerine onu razý etmeye çalýþmak demek ayrý bir Ýlah edinmek demektir. Bir kimseden Allah'tan korkar gibi hatta daha fazla korkmak, onun korkusuyla Allah'ýn emirlerini ya da hoþnut olacaðý fiilleri terk etmek de ayný anlamdadýr. Bir kimseyi Allah'ý sever gibi sevmek, o kimseyi Allah'a ortak koþmak, onu Allah'ýn yaný sýra baþka bir ilah olarak görmek anlamýna gelir. Örnekleri biraz daha detaylandýrmak mümkündür. Mesela bir kiþi dini yaþamasý gerektiðini anladýðý halde içinde bulunduðu ortamý ya da çevreyi sebep göstererek, onlarýn tepkisini almamak için dinden taviz verdiðini söylüyorsa bu, açýk bir þirk göstergesidir. Çünkü bu durumda Allah'ýn hoþnut olmasýný deðil de çevresinde bulunan kiþilerin hoþnut olmasýný tercih ediyor demektir. Ya da insanýn ailesi veya beraber olduðu insanlar da dini kavrayamýyor olabilir, böyle bir durumda kiþinin onlarý üzmemek adýna dinin gereklerini terk edip, taviz vermesi de ayný tehlikenin belirtisidir. Çünkü bu durumda yapýlmasý gereken Allah'ýn rýzasýndan asla taviz vermemek, insanlarýn hoþnutluðunu deðil de Allah'ýn hoþnutluðunu tercih etmektir. Ýnsan elbette ki ailesine sevgi ve saygýda kusur etmek istemez ama onlar kendisini de þirk koþmaya çaðýrýrlarsa o zaman ne yapýlmasý gerektiðini de yine Allah Kuran'da bizlere þöyle bildirir:

Biz insana, anne ve babasýna (karþý) güzelliði (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eðer onlar, hakkýnda bilgin olmayan þeyle Bana ortak koþman için sana karþý çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüþünüz Banadýr. Artýk yaptýklarýnýzý size haber vereceðim. (Ankebut Suresi,)

Bu duruma verilecek en iyi örnek Peygamberimiz (sav)'in dönemidir. Peygamber Efendimiz dini teblið ettiði sýralarda pek çok insan Ýslam'ýn hak olduðunu anlamýþ, Kuran'ýn Allah'ýn kitabý olduðunu ve ona uyulmasý gerektiðini kavramýþtýr. Fakat bu insanlardan çok azý gerçekten din ahlakýnýn gereklerini yerine getirmiþ ve Peygamebrimiz (sav)'e uymuþtur. Örneðin örtünmeyle ilgili ayetler Hicretten sonraki dönemde indirilmiþtir.

"Þeybe kýzý Safiye anlatýyor ve diyor ki: Biz Hz. Aiþe'nin yanýnda iken bir kýsým hanýmlar Kureyþli kadýnlarýn durumunu ve faziletlerini anlatmýþlardý. Bunun üzerine Hz. Aiþe buyurdular ki; "muhakkak ki Kureyþli kadýnlarýn üstünlüðü vardýr. Ama Allah'a yemin ederim ki, ben ansar'ýn kadýnlarýndan daha çok Allah'ýn Kitabýný tasdik eden ve Kur'an'a inanan faziletli kimseler görmedim." Nur Suresi'ndeki "baþ örtülerini yakalarýnýn üzerlerine koysunlar" ayet-i kerimesi nazil olduðunda kocalarý onlarýn yanlarýna gittiler ve kendilerine Allah (cc)'ýn bu konuda inzal buyurduðu ayeti okudular. Her bir kiþi karýsýna, kýzýna, bacýsýna ve yakýnlarýna bu ayeti okuyordu. Ýçlerinden hiçbir haným baþ örtüsünü yakalarý üzerine koymaz olmadý. Allah'ýn indirdiði kitabýndaki hükmüne inandýklarýndan ve tasdik ettiklerinden örtülerine büründüler..." (Ýbn-i Kesir, Hadislerle Kuran-ý Kerim Tefsiri, cilt:11, syf. 5880)

Yine tesettürle ilgili ayetler indiði dönemde Müslüman kadýnlarýn güzel tavýrlarýyla ilgili olarak þunlar rivayet edilir: Hz. Ayþe (radiyAllahu anh)'dan rivayet edilmiþtir:

"Baþörtülerini yakalarýnýn üstüne koysunlar"ayetini inzal edince harmaniyelerini yýrtarak onunla örtünmüþlerdir." (Ýbn-i Kesir, Hadislerle Kuran-ý Kerim Tefsiri, cilt:11, syf. 5880)

Peygamberimiz (sav) döneminde mümin kadýnlar Cenab-ý Allah'ýn tesettür konusundaki emrini hiç tereddüt etmeden, iþte böylesine büyük bir þevk ve istekle karþýlamýþlar, hemen itaat etmiþlerdi. Onlardan sonra gelen Müslümanlar da ayný þevk ve kararlýlýkla bu emri yerine getirmiþlerdir.

Peygamberimiz (sav) dönemindeki bazý kiþiler ise içinde bulunduklarý toplumdan alacaklarý tepkiden korkmuþlar, onlarýn tehditlerinden çekinmiþler, makamlarýný, prestijlerini yitirmekten kaygýlanmýþlar, peygambere uyduklarý takdirde ticaretlerinin, mali iþlerinin etkileneceðini, Müslümanlara vakit ayýrýnca, dine hizmet edince kayba uðrayacaklarýný düþünmüþlerdir. Kimisi bulunduklarý zorlu ortam nedeniyle gelmesi muhtemel kötülüklerden ürkmüþ, kimisi çöl sýcaðýnda Peygamberle birlikte yola çýkmayý zor görmüþ, nefsinin rahatýný tercih etmiþtir.

Sonuçta bakýldýðýnda bu insanlar birtakým gerekçeler öne sürerek dinden taviz vermiþlerdir. Ama Kuran ayetleri doðrultusunda bakýldýðýnda bu insanlarýn aslýnda þirk içinde olduklarý hemen anlaþýlýr. Çünkü bu kiþiler vicdanlarýyla doðruyu gördükleri halde ya insanlarý, ya toplumu, ya parayý, ya mevkilerini ya da nefislerini Allah'ýn rýzasýna tercih etmiþlerdir. Allah'tan baþkalarýný razý etmeye çalýþmýþlar, Allah'ýn dýþýnda varlýklardan medet ummuþlardýr.

Yine o dönemde pek çok insan aslýnda hak olduðunu bildiði halde yalnýzca nefsani istekleri nedeniyle veya nefsinin rahatý için dinden taviz vermiþtir. Kimisi tehlike altýna girmemek, kimisi tembellik yapmak, kimisi hiçbir fedakarlýkta bulunmamak, kimisi de nefsani isteklerini tatmin etmek için ödün vermiþ ve nefsini tercih etmiþtir. Kuran'da peygamberin yanýnda yer almamak için nefisleri adýna bahaneler öne süren insanlarýn durumundan þöyle bahsedilir:

"...Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açýktýr" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ýn evleri) açýk deðildi. Onlar yalnýzca kaçmak istiyorlardý." (Ahzap Suresi, 13)

Görüldüðü gibi peygamber döneminde yaþayan bu insanlar peygamberle ve müminlerle birlikte olmamak, onlarla beraber dini yaþamamak için çeþitli mazeretler öne sürmüþlerdir. Belki o an öne sürdükleri bu mazeretlere kendilerini de inandýrmýþlar, çevrelerine de bunun ne kadar mantýklý olduðunu anlatmýþlardýr. Oysa ki bu mazeretler Allah Katýnda geçersizdir. Bu kiþiler yalnýzca kendilerini kandýrmýþlardýr ancak bu durum onlarý azaptan kurtarmaya yetmeyecektir. Çünkü onlar kendi hevalarýný, heveslerini, ihtiraslarýný, toplum önündeki prestijlerini Allah'ýn rýzasýna tercih etmiþlerdir. Kuran ayetlerine bakýldýðýnda bu davranýþlarýnýn anlamýnýn "þirk koþmak" olduðu açýkça anlaþýlmaktadýr.

Bu noktada önemli olan þudur: Peygamber Efendimizin döneminde yaþayan insanlar o dönemin þartlarýnda yukarýda örneklerini verdiðimiz þekillerde denenmiþlerdir ama günümüz insanlarý da denenmektedirler. Nefisleriyle Allah rýzasý arasýnda tercih yapmalarý gerektiðinde samimi mi davrandýklarý yoksa geçmiþ dönemlerde yaþayan müþrikler gibi mazeretler mi öne sürdükleri Allah Katýnda bilinmektedir. Herkes dünyada yaptýklarýnýn karþýlýðýný ahirette buna göre alacaktýr. Mazeretlerin hiçbir yarar saðlamayacaðý, bunlarýn Allah Katýnda kabul görmeyeceði bir Kuran ayetinde þöyle ifade edilir:

"Artýk o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar saðlayacak, ne (Allah'tan) hoþnutluk dilekleri kabul edilecektir." (Rum Suresi, 57)

Bu yüzden geçmiþte olduðu gibi günümüzde de insanlarýn Allah'ýn Kuran'la bildirdiði kýstaslardan uzaklaþmamalarý, dinden uzaklaþma yönünde geçersiz mazeretler uydurmamalarý çok önemlidir. Kuran'da haber verilen kýstaslarý terk ederek baþka kýstaslarý benimsemenin de aslýnda þirk koþmak anlamýna geldiði açýktýr.

Böyle davranan bir kiþi herþeyden önce, benimsediði bu kýstaslarý koyan varlýðý Allah'ýn dýþýnda bir kural koyucu olarak görüyor, yani onu Allah'a þirk koþuyor demektir. Bu kýstaslarý koyan kiþi, kendisi, babasý, dedesi, atalarý, arkadaþý, patronu, içinde yaþadýðý toplum, çeþitli felsefe ve ideolojilerin kurucularý ve uygulayýcýlarý, vs. olabilir. Bu açýdan bakýldýðýnda hak dinin, yani Ýslam'ýn çizdiði yoldan farklý bir yolu benimseyen, baþka yollarý seçen kimse þirkin içine girmiþ demektir. Bu kiþi kendisini dinsiz, ateist, Hýristiyan, Yahudi vs. olarak tanýmlayabilir. Hatta Müslüman olduðunu bile iddia edebilir... Fakat 5 vakit namaz kýlýyor, oruç tutuyor, Ýslam'ýn birçok þartýný yerine getiriyor da olsa tek bir noktada bile Kuran'a muhalif bir anlayýþý, düþüncesi, deðer yargýsý varsa, Allah'ýn Kuran'da bildirdiði emirleri, hoþnut olduðu tavýrlarý terk edip yerine baþkalarýný tercih ediyorsa o kiþi þirk içinde yaþýyor olabilir. Çünkü kendisine Allah'tan baþka kural koyucu edinmiþtir.

Allah'a ortak koþan birisinin, mutlaka ortak koþtuðu þey için, "bu da bir ilahtýr", "ben bunu Allah'tan baþka bir ilah ediniyorum, buna tapýyorum" demesi veya bu þekilde düþünmesi gerekmez. Þirk, herþeyden önce kalpte olur, daha sonra düþünce ve hareketlere yansýr. Kuran'dan anladýðýmýza göre bir kiþinin þirke girmesinin temelinde Allah'tan baþka herhangi bir þeyi Allah'a tercih etmesi yatar. Þirk koþan insanlarda genelde Allah'ýn mutlak bir þekilde inkarý söz konusu deðildir. Hatta müþriklerin büyük bir bölümü kendilerinin müþrik olduklarýný açýkça kabullenmek ve kendilerine böyle bir vasfý kondurmak istemezler. Vicdanlarýný örttükleri ve kendilerini kandýrdýklarýndan ötürü ahirette bile þirklerini inkar ederler. Onlarýn bu durumlarý ayetlerde þöyle bildirilir:

Onlarýn tümünü toplayacaðýmýz gün; sonra þirk koþanlara diyeceðiz ki: "Nerede (o bir þey) sanýp da ortak koþtuklarýnýz?" (Bundan) Sonra onlarýn: "Rabbimiz olan Allah'a and olsun ki, biz müþriklerden deðildik" demelerinden baþka bir fitneleri olmadý. Bak, kendilerine karþý nasýl yalan söylediler ve düzmekte olduklarý da kendilerinden kaybolup-uzaklaþtý. (Enam Suresi, 22-24) ,




1) Her þeyi Allah yaratýr ve Allah izin vermeden hiçbir þey gerçekleþmez.
2) Allah (kötü) bir þeyin gerçekleþmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayýr, bir hikmet vardýr.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kýzmaz, üzülmez, sýkýlmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.


Bu Konunun Linki : 

Yukarýdaki linki arkadaþlarýnýza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Þirk Nedir? ile ilgili olarak; Þirk Nedir? hakkýnda bilgiler nedir yazýlarý veya þiirleri Nedir sözlüðü, nedir forumu, tanýmlar, ne demek? nedir? ne deðildir? ne anlama gelir? neye denir? nasýl yapýlýr?, nasýl yüklenir? nerden gidilir? nasýl bulunur? vs. gibi açýklamalar... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Þirk Nedir? siteleri gibi benzer birçok konularý bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)


Copyright © 2006-2120 Vatan.TC
Her hakký saklýdýr.